Vücudumuzda, tıpkı damarlarda akan kan gibi dolaşan bir elektriksel canlılık vardır. Çin Tıbbına göre “Qi”-çi diye okunur- (yaşam enerjisi) adı verilen bu enerji akışında artış veya azalma ya da düzensizlik olduğunda hastalıklar oluşur. Akupunktur, düzeni bozulmuş olan Qi enerji dengesinin yeniden düzenlenmesi için  iğne , ısı, elektrik veya lazer ile “enerji kavşakları”nın uyarılmasıdır.

Akupunktur ekollerine göre farklı vücut kısımlarına uygulanabilir. Vücut akupunkturu vücudumuzun her mevcut olan ve yerleri tanımlanmış olan akupunktur noktalarına uygulanmaktadır. Bu noktalar meridyen adı verilen kanallar üzerinde yerleşmişlerdir. Vücudumuzda 14 düzenli meridyen ve ayrıca ekstra meridyenler tanımlanmıştır. Belirlenen akupunktur noktaları 361 adettir, bunlara ilaveten ekstra noktalar diye adlandırılan özel noktalar da mevcuttur. Meridyenler boyunca bu geleneksel yöntemin tanımladığı hayat enerjisi olan qi dolaşır. Her bir noktanın özel adı vardır, etkili olduğu organ ya da sistemler tecrübelerle belirlenmiştir. Dolayısıyla hastanın durumuna göre faydalı olduğu tecrübelerle gösterilmiş olan noktalardan bir kombinasyon oluşturulur. Bazı noktalar sıklıkla kullanılır, bazıları ise birbirinin yerine geçen muadil nokta özelliğini taşır ve sırayla uygulanabilir. Ayrıca iğneleri ekol farklılıklarına göre batırmak da mümkündür. Örneğin Japon ekolü ve Avrupa da geliştirilen yöntemlerde iğneleri sadece deriye batırır, yalnızca 1-2 mm kadar deri içine girmesini yeterli bulur, ancak Çin ekolü iğnelerin daha derin dokulara kadar batırılmasını öngörür. Riskli olan noktalar belirtilir ve iğneleme tekniği duruma göre ayarlanır, bazı yerlerde derin batırmadan özellikle kaçınmak gereklidir. Komplikasyon riski bilinçli bir hekim uygulaması ile neredeyse hiç yoktur.

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar sonucu akupunktur noktalarının uyarılması ile beyindeki belli merkezlerde kan akımının arttığı, hücresel haberleşmenin hızlandığı, belli hormon ve enzimlerin daha fazla salgılandığı, buna karşın ağrı maddesi olarak bilinen bazı kimyasalların üretiminin azaldığı gösterilmiştir. Akupunktur noktası olmayan bir yere iğne batırıldığında ise beyinde ağrı iletimi dışında bir etkiye rastlanmamaktadır. Bu ve buna benzer yapılan birçok araştırma sonucunda Akupunkturun hastalıkları nasıl tedavi ettiği konusu bilimsel olarak anlaşılmış ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından 60’ı aşkın hastalıkta etkili bir tedavi yöntemi olarak onaylanmıştır.

Akupunktur hangi hastalıklarda etkilidir?

Akupunkturun en etkili olduğu alan ağrılı hastalıklardır. Yani migren ve diğer tüm başağrıları, nevralji, zona, eklem romatizmaları, kireçlenme, bel-boyun fıtıkları, siyatik, yumuşak doku romatizmaları gibi hastalıklarda başarı oranı oldukça yüksektir.

Uyku bozuklukları, anksiyete ve depresyon gibi psikiyatrik sorunların tedavisinde de başarıyla kullanılmaktadır.

Kronik bronşit, astım, gastrit, kronik kabızlık ve spastik kolon hastalığı gibi dahili sorunlarda da özellikle devam etmekte olan tıbbi tedavi ile kombine edildiğinde yüz güldürücü sonuçlar alınabilmektedir.

Kilo fazlalığı ve Sigara bağımlılığında Akupunktur tedavisi

Zayıflamaya yardımcı olarak özellikle Kulak Akupunkturu tüm dünyada kullanılmakta olup Dünya Sağlık Örgütü tarafından da onaylanmıştır. Çünkü kulaktaki bazı noktaların uyarılması ile mide asidinin azaldığı, metabolik faaliyetlerin hızlandığı, diyet yaparken salgılanan stres hormonlarının oluşmadığı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Zayıflama ve sigara bağımlılığında vücut ve kulak akupunkturu birlikte uygulanır. Ancak Akupunktur hiçbir zaman diyetsiz, egzersizsiz bir zayıflama programı vadetmez. Bu konuda öncelikle bireyin yaşam tarzındaki yanlışlıklar belirlenip bunlar düzeltilmeye çalışılırken beraberinde akupunktur uygulamak çok daha hızlı bir şekilde kalıcı sonuca ulaşmayı sağlar. Öte yandan sadece sigara bıraktırma amaçlı değil, her tür bağımlılık tedavisinde de etkili olup, Avrupa’daki birçok Bağımlılık Terapi Merkezinde, psikoterapi ile birlikte aktif olarak kullanmaktadır.

Akupunktur tedavi süresi ortalama ne kadardır?

Tedavi programı her biri yaklaşık yarım saat süren ve ortalama 8-12 seanstan oluşan bir kürden oluşur. Toplam tedavi süresi bu olmasına rağmen çoğu durumda tedavinin ilk birkaç seansında gözle görülür bir rahatlama sağlanabilmektedir. Tedavi sıklığı olarak da genellikle haftada iki ya da üç seans yapılması uygundur. Tabi ki her hastalığın tedavisinde bu süreler değişiklik gösterebilmektedir.

Akupunktur  ağrılı bir işlem midir?

Günümüzde kullanılan modern Akupunktur iğneleri, 0.2 milimetre çapında ve oldukça esnek olduğundan ağrı yapmamaktadır. Bu iğneler özel tüpler vasıtasıyla takıldığından hasta çoğu zaman iğnenin battığını hissetmez. Ancak tedavinin bir parçası olarak iğne cildin birkaç milimetre altındaki akupunktur noktasına ulaştığında kişi bunu bir sıcaklık yayılması ya da hafif bir elektriklenme olarak hisseder. Akupunktur tedavisinde kanama olmaz. Bu açıdan da konforlu bir tedavi yöntemidir.

Kulak vucudumuzu yansıtan mikro sistemlerden biri olduğu için kulağa yapılan akupunktur ile vucudumuzdaki problemli alan ya bir dedektör yardımı ile bulunur ya da bilinen kulak noktaları belirlenir ve ardından 1,5-2 mm’lik iğneler kulak kepçesine batırılarak tedavi uygulanabilir, buna aurikuloterapi adı verilir. Sadece iğne takılırken deriyi deldiği anda kişi biraz ağrı hissedebilir, kısa süre sonra bu ağrı kaybolur, birkaç saat sonra kişi kulağında iğne olduğunu bile unutur. Kulak iğneleri zaten üzerindeki flasterle birlikte kulakta tedavi süresince kalıcıdır banyo yapılabilir, havuza girilebilir, sakınca oluşturmaz. Fazlaca rahatsız eden bir iğne olursa erkenden çıkarılabilir.

Ayrıca akupunktur iğneleri steril ve tek kullanımlıktır. Tıpkı kalçadan iğne yaparken kullanılan enjektörler gibi tedavi sonrası imha edilir. Böylece hastalık bulaştırma riski de ortadan kalkmış olur.

Akupunkturun yan etkileri var mıdır?

Bu yöntemin en önemli avantajı, tedavinin vücuda hiçbir madde veya ilaç vermeden yapılıyor olmasıdır. Dolayısıyla istenmeyen yan etki olasılığı yok denecek kadar azdır. Bilinçli ve gerekli eğitimleri almış, konusunda uzman bir hekim tarafından yapıldığında oldukça güvenli bir yöntemdir.